1 2 »
Eki 21

Mimar Sinan, Selimiye ve Akustik

Cami akustiği; Akustik, hutbe ve vaazların anlaşılmasında; musiki özellikler taşıyan mevlid ve ilâhilerin dinlenilmesinde ve cemaatle kılınan namazlarda imamın kıraatinin duyulmasında önem arz eder. Bu faaliyetlerin akustik açıdan verimli olması için gerek hatibin, gerekse müezzinlerin seslerinin anlaşılabilirliği ve ses kalitesinin elde edilmesi gerekmektedir. Ayrıca caminin her köşesine yaklaşık aynı seviyede ve anlaşılabilirlikte ses ulaşmalıdır. İstenen akustik kalitenin elde edilmesi için öncelikle camilerin iç mekânlarının sessiz olması gerekmektedir. Diğer taraftan cami içinde kabul edilebilir gürültü seviyesinin 25–30 dB’i (desibel) aşmaması gerekmemektedir ki, cemaat huşû içinde ibadetlerini yerine getirebilsin. Bu yüzden atalarımız ibadet edenlerin, çevrenin gürültüsüne maruz kalmamaları için, camileri, büyük bir külliyenin merkezinde ve geniş alanlı bir dış avlunun ortasında inşa etmişlerdir.Camilerin akustik kalitesinde çınlama süresi önemli bir parametredir. Çınlama süresinin ne olduğunu anlamaya çalışalım: Sakin ve berrak bir havada kaynaktan çıkan ses, yansıtıcı yüzey olmadığı için ortamın bu sese herhangi bir katkısı olmadan doğrudan kulağa ulaşır.
1016752_10151757654682679_251059827_n
Kapalı mekânda ise ses, çeşitli yüzeylerden yansıyarak kulağa tekrar tekrar ulaşır. Kaynaktan ses çıkışı kesildiği halde, ses azalarak, bir süre daha duyulmaya devam eder. Bu durum, mekânın fonksiyonuna göre istenen veya istenmeyen bir tesire sebep olur. Sesin kaynağı sustuktan sonra, sesin duyulabildiği süreye çınlama süresi denmektedir. Hacim içindeki yüzeylerin yutucu özelliği yoksa, çınlama süresi uzar; sesin işitme netliği kaybolmasına rağmen, bu ses zengin ve renklidir. Fakat iç duvarlar yutucu özelliğe sahipse, ses dalgaları kısmen yansır, yankı azalır; işitme zayıf, boğuk ve tınıdan yoksun olabilir. Çınlama süresinin uzunluğu, hacmin büyüklüğü ile mekanda yer alan nesnelerin yutuculuğuna bağlıdır. Camiler büyük ve yansıtıcı yüzey alanı fazla olan mekânlar olduğundan, hacimlerinin toplam yüzey alanına ve dinleyici sayısına nispetlerinin büyük ve çınlama sürelerinin de uzun olması tabiidir. Camilerin ideal çınlama süresinin, iç hacmin büyüklüğüne bağlı olarak yaklaşık 1,5-3 s olması gerektiği yapılmış olan psiko-akustik lâboratuvar çalışmaları ile ortaya konmuştur.
selimiye (1)

Bir mekânda sesin iyi yayılması ve işitilebilmesi için, hem yapının üç boyutlu mimarisinin akustik beklentiler göz önüne alınarak yapılması, hem de inşaatta kullanılacak malzemenin itina ile seçilmesi şarttır. Camiler âkustik bakımdan, geçmişte olduğu gibi bugün de ibadetin gerektirdiği şartlara destek sağlayacak şekilde plânlanarak inşa edilmelidir.Cahrısma Projesi
Avrupa Birliği 5. Çerçeve Programı tarafından desteklenmiş olan Cahrısma, (Sinan Camilerinin Akustik Özelliklerinin Tespiti ve Yeniden Canlandırılması Yolu ile Akustik Mirasın Korunması) isimli araştırma projesi çerçevesinde, Ayasofya, Aya İrini ve Küçük Ayasofya Camii ile Mimar Sinan’ın yaptığı Selimiye, Süleymaniye ve Kadırga Sokullu Camilerinin ‘akustik parmak izi’ olarak adlandırılan akustik özellikleri bilgisayar ortamına aktarılmıştır. Proje çerçevesinde incelenen bu camilerde öncelikle hesap yoluyla akustik parametrelerin elde edilmesi hedeflenmiştir. Bunun için de camilerin bilgisayarda üç boyutlu mimari modelleri inşa edilmiş ve bu modeller kullanılarak camilerin akustik parametreleri yine bilgisayarda hesaplanmıştır. Ardından camilerde akustik parametrelerin gerçek değerlerinin elde edilmesi için saha ölçümleri yapılmıştır. Fakat bilgisayarda elde edilen sonuçlar ile ölçmeyle elde edilen akustik parametre değerlerinin oldukça farklı olduğu görülmüştür. Bunun üzerine, söz konusu farklılıkların sebebinin araştırılması için ilâve çalışmalar yapılmıştır. Hacim büyüklükleri ile iç yüzey tefrişatında benzer özelliklere sahip, 16. yy’a ait Mimar Sinan’ın yapmış olduğu Kadırga Sokullu Mehmet Paşa Camii ile 20. yy’a ait Şişli Merkez Camii’nin akustik özellikleri mukayese edilmiştir. Her iki camide çınlama süresi, netlik, belirlilik ve konuşma iletim katsayısı gibi hacim akustiği parametreleri ölçülmüştür.En büyük farklılığın görüldüğü akustik parametre çınlama süresidir (Tablo). Camilerde kullanılan inşaat malzemelerinin akustik özellikleri ve hacimlerin toplam yutuculuklarında önemli değişiklikler olmamasına rağmen, tarihî camide akustiğin daha iyi olduğu belirlenmiştir. Bu sonuca göre, ‘Mimar Sinan beş yüz yıl önce mekânların akustik mimarisi konusunda daha ileri teorik ve pratik bilgilere mi sahipti?’ sorusunu ister istemez sormak mecburiyetinde kalıyoruz. Bu soruya evet olarak cevap verilmesini sağlayacak deliller ne yazık ki elimizde yoktur.‘Mimar Sinan’ın yaptığı ve bugün hâlâ imrenilen camiler ile yeni camiler arasındaki farklar nelerdir?’ sorusunun cevabına tam olarak ulaşmak için Sinan’ın eserlerini ve meslekî hayatını detaylı şekilde mercek altına almamız gerekmektedir.Sinan’ın yaptığı camilerin mimarîsindeki akustik incelikler

Camilerin iç yüzeylerinin sıvasız, sıva üstü süslemeli, bazı kısımlarının çini kaplamalı ve duvarların birbirine paralel olması, yüksek derecede yansımaya ve çınlama süresinin uzun olmasına yol açmaktadır. Kubbelerin iç bükey ve yansıtıcı yüzeylerinin olması akustik açıdan makbul değildir. Mekân içinde ses dağılımı açısından negatif özellikler arz eden bu durumun farkında olan Mimar Sinan, hacim akustiğinin temel prensipleri olan; hacimde sesin homojen dağılımının sağlanması ve optimum çınlama süresinin gerçekleşmesi için önemli stratejiler geliştirmiştir. Sinan’ın Süleymaniye Camii ve İmareti inşaatına ait muhasebe defterlerinin 88′incisinde “cami içerisinde sadânın aksini kuvvetlendirmek için kubbenin içine ve köşelere ağzı iç tarafa açık, gömülerek örülmüş olan küçük sebûlardan (testilerden, kavanozlardan) 255 adedini satın almak için (tanesi 2′şer akçeden) ödenmiş olan 510 akçeden” bahsedilmektedir. Bu testilerin kullanıldığı metoda, akustik literatüründe “boşluklu rezonatör tekniği” denmektedir.Avrupa’da boşluklu rezonatörleri anlamaya yönelik ilk saha çalışmaları 1862 yılında Alman bilim adamı Helmholtz tarafından yapılmıştır. Bunun teorisi ise, ilk defa 1953′te Sinan’dan 400 yıl sonra fizikçi Ingrand tarafından kurulabilmiştir. Ingrand, boşluklu rezonatörlerin, belirli frekanstaki sesi yansıtarak dağıtma ve belirli frekanstaki sesi içinde hapsederek yutma özelliğiyle kubbe mekânını genişletici bir tesir sağladığını ilmî olarak ispatlamıştır. Bu teknik Sinan döneminde ses ve sesin anlaşılma kavramının ve bilgisinin çok geliştiğini göstermektedir ki, boşluklu rezonatörlerin, hangi isimle olursa olsun, yapı ve fonksiyonlarının belirtilerek uygulanmasının kayda geçirilmiş olması, ifade edilen bilgi ve kavramın yanı sıra uygulama teknolojisinin de var olduğunu ortaya koymaktadır. Günümüze kadar yapılan tâmir çalışmaları sırasında, boşluklu rezonatör tekniği bilinmeden veya tarihî camilerimizdeki akustik mimarinin şuurunda olunmadan, Süleymaniye Camii’ndeki testi ağızları kapatılmış ve üstleri sıvanmıştır. Yalnızca merkezî kubbede, kubbe yazısını kuşatan kalem işi geniş süsleme bandıyla pencereler arasında bulunan 64 adet testinin ağızları dikkatlice bakılırsa seçilebilmektedir.Cahrısma Projesi çerçevesinde ölçümler yapılan Sokullu Camii’nde, ana kubbede 36 adet, çeyrek kubbelerin her birinde 42–45 adet rezonatör ağzı olduğu düşünülen delik izi bulunmaktadır. Yapılan ölçümlerdeki (Tablo) en büyük farklılığın, akustik parametrenin çınlama süresinde görülmesinin sebebi, iç dekorasyon mimarîsinde boşluklu rezonatör tekniğinin kullanılmış olmasıdır. Restorasyonlar sonucunda orijinal akustik mimarîsini kaybetmesine rağmen, 16. yy’a ait Kadırga Sokullu Mehmet Paşa Camii en temel akustik özellik olan çınlama süresi açısından, 20. yy’a ait Şişli Merkez Camii’nden daha iyi bir performans vermektedir. Öyle ki, Sokullu Camii’nin çınlama süresinin, optimum sınırlar içinde olduğu kabul edilmektedir. Yapılan bir psiko-akustik lâboratuvar çalışması, kullanıcıların söz konusu boyutta bu tür hacimler için bu çınlama süresini tercih ettiklerini ortaya koymuştur.Ne yazık ki Süleymaniye’de olduğu gibi, Edirne Selimiye Camii’nde bulunan rezonatörlerden oluşan akustik sistemin, restorasyon çalışmalarında tahrip edildiği veya üzerlerinin kapatıldığı tespit edilmiştir. Bu yüzden de Süleymaniye ve Selimiye Camilerinde yapılan çınlama zamanı ölçümlerinde alçak frekanslarda uzun ve düzensiz çınlama süreleri elde edilmektedir. Süleymaniye Cami ve İmareti inşaatına ait muhasebe defterlerinin 94′üncüsünde, ‘kubbenin sıvanması için gerekli olan 27 kantar keten satın alındığı’ kaydı vardır. Başka defterlerde de “berây-ı sıva-i bina-i şerif”, kutsal yapının sıvası için keten satın alındığı görülmektedir. Bu kayıtlardan Sinan’ın, ideal çınlama süresini elde etmek gayesiyle kubbe ve duvarların yansıtıcı yüzeylerini ketenle kaplayarak yutulmayı ve yansımayı azaltıcı önlemler düşündüğü görülmektedir.

14
Sinan’ın ikinci büyük camisi olan Süleymaniye’nin plânları incelendiğinde, onun, Şehzade Mehmet Camii’ndeki enerji yetersizliğinin farkında olduğu ve tabiî usûllerle ses enerjisini güçlendirmeye çalıştığı kolayca anlaşılmaktadır.

Sinan’ın şuurlu bir şekilde cami içinde sesin daha iyi anlaşılmasını sağlamak için arayışa girdiği ve bu gayeyle yapı mimarisi ve akustik mimarîyi birleştirerek çözüm aradığı anlaşılmaktadır. Sinan’ın ilk büyük camii olan Şehzade Mehmet Camii yaklaşık 50.000 m3 iç hacme sahiptir ve bu büyük hacimli caminin ses enerjisi, müezzin mahfilinde bulunan bir grup müezzin tarafından üretilmektedir. Müezzin mahfili caminin kuzeybatıda bulunan fil ayağına bitişik yerleştirilmiştir. Günümüzün elektronik seslendirme imkânları olmaksızın bu büyüklükteki bir cami için yeterli ses enerjisi, ancak 400-500 kişilik büyük bir müezzin grubu tarafından oluşturabilir. Sinan’ın ikinci büyük camisi olan Süleymaniye’nin plânları incelendiğinde, onun, Şehzade Mehmet Camii’ndeki enerji yetersizliğinin farkında olduğu ve tabiî usûllerle ses enerjisini güçlendirmeye çalıştığı kolayca anlaşılmaktadır. 110.000 m3 iç hacme sahip bu camideki müezzin mahfilinin alanı büyütülmüş ve mihraba yakın, güneybatıdaki fil ayağına bitişik yerleştirilmiştir. Ayrıca diğer üç fil ayağına birer müezzin balkonu ilâve edilerek, burada bulunacak tekrarlayıcı müezzinlerin oluşturacağı ses enerjisiyle ana sesin güçlendirilmesinin hedeflendiği görülmektedir. Ancak, bu kadar büyük bir hacimde farklı noktalarda bulunan ses kaynaklarının işitilmesinde faz farkının ortaya çıkmasının yanı sıra, hacim sınırlarından yansıyan sesin, özellikle alçak frekanslarda ciddi seviyede anlaşılmamaya sebebiyet vermesi muhtemeldir. Selimiye Camii’nde ise sesin anlaşılabilirliğini arttırmak gayesiyle sesin enerjisinden tek mekan oluşturulmaya çalışılmıştır. Üçüncü büyük camii olan bu eserinde Sinan, müezzin mahfilini tam kubbenin altına yerleştirmiş ve kubbeye yerleştirdiği boşluklu rezonatörlerin doğrudan doğruya ses enerjisini almalarını sağlamıştır. Kubbedeki rezonatörlerin sesi kürevî olarak yansıtmaları sebebiyle özellikle alçak frekanslardaki sesin anlaşılabilirliğini arttırmıştır. Böylece müezzin mahfilinde oluşturulan ses, kubbede kuvvetlenip cami içerisine yayılarak tek bir mekan oluşturmaktadır. Ayrıca düşük frekanslarda kubbeden kuvvetlenerek yansıyan bu ses, mekan içinde davûdî bir ses hissi vermektedir.Az yansımalı yüzeyler, boşluklu rezonatör ve kubbe altında tek mekân oluşturma teknikleri günümüzde ileri seviyedeki uygulamalar olduğu göz önüne alınırsa, tarihî camilerin akustik mimarisine ne derece önem verildiğini görmüş oluruz. Güzel akustiği, çok geniş kubbeleri, zarif minareleri, geniş ve ferah yapı tarzıyla her şey yerli yerindedir Sinan’ın eserlerinde.Eserlerinin akustik özelliklerinin detaylarında görüldüğü gibi, Sinan kendisine verilen görevleri en iyi şekilde yaparak, bizlere iyi bir temsil insanı olduğunu göstermiştir. Ayrıca eşsiz eserlerini, kendi medeniyetine kazandırmakla kalmamış, mimarlık birikimini de eserlerine yansıtarak, insanlığın hizmetine sunmuştur. Bu tarihî şahsiyetlerin, eserlerini ortaya koyarken gösterdikleri ihtimam ve gayreti, bizler de onların eserlerini restore ederken göstermeliyiz. Zira, tarihimizin muhteşem dönemlerinde inşa edilmiş dünya kadar sanat eseri, bizlere emanet bırakılmış ve restorasyon beklemektedir.Günümüzde hem yeni yapılmakta olan, hem de tarihî camilerimizin akustiğinin yetersiz kaldığı düşünülerek elektronik ses dağıtım sistemlerinden faydalanılmaktadır. Elektronik, bilgisayar ve yazılım teknolojisinin modern çözümleri kullanılarak plânlanan seslendirme sistemleriyle istenilen üç boyutlu mekân kolaylıkla tanımlanabilmektedir. Hızla yaygınlaşan ev sineması ses sistemleriyle filmdeki sahnelerin içinde bizzat bulunuluyormuş hissi verilmekte ve filmlerin daha gerçekçi seyredilmesi sağlanmaktadır. Bu teknolojik imkânlara rağmen, camilerin elektronik ses dağıtım sistemlerinin neden özensizce yapılmakta olduğu değerlendirilmesi gereken önemli bir konudur. Bilhassa tarihî camilerimizin akustik mimarîsinin ve iç tefrişatının orijinal halini bozmadan, cami akustiğinin modern seslendirme sistemleriyle desteklenmesi gerekmektedir. Ama ne yazık ki, beklenen hassasiyet uygulamada görülememektedir. Yeni cami ve eğitim komplekslerimizin yapı ve akustik mimarîleri çizilirken eşsiz emanet eserlerin bize taşıdığı mesajın farkında olmalıyız.Mimar Sinan, yeni filizler veren altın neslin sağlam köklerinden biridir. Kökü sağlam olan ağaç kolayca serpilip büyür. İnsanlığın sığınmak için beklediği medeniyeti yeniden ayağa kaldırmamız köklerimizden beslenerek mümkün olacaktır. Ecdadımız, teorik ve pratik bilgilerini birleştirerek, öncelikle ‘insanlığa hizmeti Hakk’a hizmet bilme’ anlayışıyla plân ve projelerini ciddi ve samimi bir şekilde hayata geçirmişlerdir. İhlâslı çalışmaları ve gayretleriyle ilhama mazhar olmuşlardır. Böylece dünyaya şaheserler armağan ederek, o ihtişam dönemini ve zamanın bir altın dilimi olan medeniyeti bizlere miras bırakmışlar, istikametimizin nasıl olması gerektiğini hâlâ dimdik ayakta duran eserleriyle göstermişlerdir.

*Mehmet CAMALAN / Sanat Tarihi
_________________Kaynaklar
- Mimarlıkta Akustik ve Renk “CAHRISMA Projeleri” özel sayısı,Tasarım, Sayı 102, Haziran 2000.
- CAHRISMA Workshop Proceedings, Yıldız Technical University, 17 December 2002, Istanbul, Turkey.
- Şinasi Acar, “Süleymaniye’nin Düşündürdükleri”, Tasarım, Sayı 102, Haziran 2000.
- Zerhan Karabiber, “Camilerde Akustik Sorunlar”, 4. Ulusal Akustik Kongresi, Kaş, Antalya 1998.
- Zerhan Karabiber, Sevda Erdoğan, “Bir 16.yy Camii ile Bir 20.yy Camiinin Akustik Yönden Karşılaştırılması”, 6. Ulusal Akustik Kongresi, Kaş, Antalya 2002.
- Mutbul Kayılı, “Anadolu’da Geleneksel Akustik Sistemler ve Mimar Sinan Uygulaması”, 6. Ulusal Akustik Kongresi, Kaş, Antalya 2002.
- Mutbul Kayılı, Sinan ve Boşluklu Rezonatörler, Gazi Ün. Müh.-Mim. Fak. Dergisi, V.3, N.1, Ankara, 1998.
- Sızıntı başyazı, 15.Cilt, 179. sayı, 1 Aralık 1993.
- Burhan BOZGEYİK, Tarihimize Şan Verenler, Muhteşem bir devre mühür vuran usta MİMAR SİNAN makalesi.
- Osmanlı web sitesi, www.osmanli700.gen.tr.
- Mesnevi-i Nuriye, Bediüzzaman.
- Adnan Turani, Dünya Sanat Tarihi,
- Prof.Dr.Nafiz Çamlıbel, Sinan Camilerinde Mekan-Strükter İlişkisi, Tasarım, Sayı 102, Haziran 2000.
- Sinan’ın Sanatı ve Selimiye, Doğan Kuban, İstanbul, Ekim, 1998.
- Yapılar Kitabı, Tezkiretü’l-Bünyan ve Tezkiretü’l-Ebniye (Mimar Sinan’ın anıları), Sâi Mustafa Çelebi, İstanbul, 2002.
- Mimar Sinan CDROM, Raks New Media, 1994.

Eki 21

Selimiye Camii ve Külliyesi

Mîmâride zirve insan Sinân’ın, Sultan İkinci Selim Han tarafından yaptırıldığı için “Selimiye” ismini verdiği. Sultan Selim Han, câmiinin tamamlandıktan sonra açılışını yapmak üzere Edirne’ye gelir iken Çorlu yakınlarında vefat ettiğinden dolayı Selimiye Caminin açılışı kendisine nasip olmamıştır.  Yapılışı 1568’den 1575’e kadar sürmüştür.

Mîmar Sinân, bu câminin yapımına nasıl başladığını şöyle anlatır:

Sultan Selim Han, Edirne’yi çok severlerdi. Bu şehirde büyük bir câmi yaptırmak arzusuyla buyurdular ki:

II.-Selim

“- Öyle bir câmi inşâ edesin ki, dünyâ durdukça ayakta kalacak, her göreni hayranlığa götürecek ve yeryüzünde bir dahi eşi olmayacaktır!” Ben de gidip çalışmaya başladım.

Mimar Sinan'ın Tek Gravürü ( Kanuni Sultan Süleyman'ın Mezarının kazılmasına eşlik ederken ki Gravürü)

(Kanuni Sultan Süleyman’ın Mezarının kazılmasına eşlik ederken ki Gravürü)

Mîmar Sinân, Selimiye Câmiini yapmaya başladığı zaman 86 yaşına basmıştı. Çeşitli denemelerden sonra, bütün Türk mîmârîsinin ve kendisinin o zamana kadar ortaya koyduğu gelişmeleri değerlendirerek, bunların toplu bir ifâdesi olan, SelimiyeCâmiini yapmıştır. Hattâ kalfalık eseri olarak gördüğü İstanbul Süleymâniye Câmiinden sonra, Selimiye’ye ustalık eserim demiştir.

Mimar-Sinan-minyaturu

Câmi, Edirne şehrinin en yüksek noktasında, I. Murat’ın yaptırdığı bir sarayın kalıntıları üzerine kurulmuştur. Sekiz pil pâyeye istinad duvarı muazzam kubbeyle köşelerdeki eksedra denilen çeyrek kublelerden yapılmıştır. Bu muhteşem kubbenin kasnağı 40 pencerelidir. Dâire çapı 31,28 m ile 31,50 m dir, tabandan yüksekliği 43,28 m, çevresiyse 92 metredir.

Etrafını çeviren ince endamlı dört minâresiyle çok uzaklardan kendini belli eder. Edirne’ye girişte minâreler iki adet görünür. Minârelerinin yakınlığı da, esere ayrı bir güzellik verir. Üçer şerefeli olan bu minârelerin şerefelerine, üçer ayrı yolla çıkılmaktadır.

Selimiye

Caminin üçer şerefeli dört minaresi 70.89 metredir. Yer yüzünden bu dört minareden yüksek tek minare Dehli’deki ”Kutb-Minar”dır. (72.50 m.) İki minaresinde üç şerefeden her birine ayrı merdivenle çıkılır, çıkanlar birbirlerini görmez, yalnız ayak seslerini işitirler.

Qutub_Minar1

Cami 12 bin kandille aydınlatılır. 250 kadar billûr ve Necef camla gün ışığı alır. Hatlar, Süleymaniye’nin hatlarını yazan asrın en büyük hattatı Karahisarî Ahmed Şemseddîn Efendi’nin en muktedir talebesi, Karahisarî Hasan Çelebi’nindir. 

Kubbenin ağırlığı, sekiz pâye ve bunların arkasındaki payanda kemerleriyle karşılanarak, sekizgen kâide üzerine oturan kubbe sistemi, en son imkânlarına kadar genişletilmek için Mimar Sinan’ın kullandığı dışa doğru galeri sistemi ile itilerek muteşem bir genişlik, açıklı, ışık etkisini kırmadan içeri alabilen bir yapı yapılmıştır. Bu şekil tam bir inovasyon’dur. İçeride, kubbenin bıraktığı köşelere eksedralar gelmiş, pâyeler arasında kemerler de pencere sıralarıyla doldurulmuş, duvar bırakılmamıştır. Altı metre derinlikteki mihrab bölümü de daha alçakta kalan bir yarım kubbeyle örtülmüştür.

272413_10150233590172679_5990814_o

Çok uzaklardan bakılınca, câmi, önce her biri 71 metre boyundaki dört minâresiyle göze çarpar. Yaklaştıkça, minâreler kubbeyle ahenkli bir bütün hâline gelir. Dört kademe hâlinde öne fırlayan çörtenler, pencere alınlıklarına ve uygun yerlere konan renkli taş süslemeler, panolar, kemerlerdeki renkli taşlar ve kemer şekilleriyle açıklıkların değişmesi bir zenginlik ve olgun güzellik sağlamaktadır.

Ayasofya’nın kubbesinden 1 metre daha yüksekliktedir. Ayasofya’da basık kubbeyi tutmak için yapılan kalın istinad  duvarlar görünüşü dışardan çirkinleştirmiştir. Selimiye’de ise kubbe yüksek tutularak hem duvarların binâ içine alınması, onun bir kısmı hâline getirilmesi kolaylaştırılmış, hem de estetik görünüş kazandırılmıştır. Ayasofya’nın ilk kubbesi basık olduğu için yıkıldığı halde, Sinan’ın eserleri depremlerden hiçbir şekilde zarar görmemiştir.

266757_10150233194927679_4645670_o

Mermerden yapılmış minber, işçiliğindeki incelik, yükseklik, büyüklük ve güzellik bakımından diğer eserleri geride bırakır. Mihrab kısmındaki duvarlar, minberin arkası ve külahı ile bütün alt kat pencerelerin alınlıkları parlak bir çini dekoruyla kaplanmıştır. Üst kısımda, lâcivert zemin üzerine iri beyaz harflerle Bakara sûresinin son âyetleri ve Fâtiha sûresi yazılıdır.

Mihrab kısmının sol tarafında, hünkâr mahfili göz alıcı zengin çinilerle hemen dikkati çeker. Sonradan kesilip, yerlerine konmuş gibi görünen bu hünkâr mahfilindeki çiçekli ve meyveli İznik çinileri, her mevsim bahar havası verirler. 1878yılında Rusların Edirne’yi işgâli sırasında, Rus generali Skoblef o bölüm çinilerini sökerek Rusya’ya götürdü. Onun işlediği sanat cinâyeti, gelecek nesillere bir yüzkarası davranış olarak devamlı intikâl edecektir.

621841_10151165738077679_617707032_o

Selimiye’nin önünde revaklarla çevrili câzip bir havlu ile, ortasında mermerden îtinâ ile işlenmiş on iki köşeli çok güzel bir şadırvan bulunmaktadır. Son cemaat yeri revakları, avlu revaklarından daha yüksek ve ortadaki kubbesi de yivlidir. Yukarısı mukarnaslarla süslü olan mermerden cümle kapısının, sâdeliği içinde muhteşem bir hâli vardır. Taş duvarlarla çevrili geniş dış avlu içinde yer alan Dârü’s-sıbyan, Dârü’l-kurra (Kur’ân-ı kerîm okuyacakların kalacakları yer), Dârülhadîs ve medrese binâları bir külliye meydana getirir.

Dört kademe hâlinde, aşağıdan yukarıya doğru, yükselen ve değişik renkli taşları ve açıklıklarıyle zenginleşen bu âbide, âhenk bakımından yeryüzünün sayılı şaheserlerinden biridir. Hattâ Ernest Diez adındaki bir yabancı uzman; “Selimiye, mekân, büyüklük, yükseklik, topluluk, ışık etkisi bakımından yeryüzündeki bütün yapılardan üstündür.” demektedir.

Selimiye Camii, 1568-74 arasında bugünkü rayiçle 265 milyon dolar harcanarak yapılmıştır.

May 12

Mimar Sinan ve Eserleri

 

Hayatı;

Kayseri’nin Ağırnas köyünde doğdu. Yavuz Sultan Selim zamanında devşirme olarak İstanbul’a getirildi. Zeki, genç ve dinamik olduğu için seçilenler arasındaydı. Sinan, At Meydanı’ndaki saraya verilen çocuklar içinde mimarlığa özendi, vatanın bağlarında ve bahçelerinde su yolları yapmak, kemerler meydana getirmek istedi. Devrinin mahir ustaları mahiyetinde han, çeşme ve türbe inşaatında çalıştı. 1514’te Çaldıran, 1517’de Mısır seferlerine katıldı. Kanunî Sultan Süleyman zamanında yeniçeri oldu ve 1521’de Belgrad, 1522’de Rodos seferinde bulunarak atlı sekban oldu. 1526’da katıldığı Mohaç Meydan Muharebesinden sonra sırası ile acemi oğlanlar yayabaşılığı, kapı yayabaşılığı ve zenberekçibaşılığa yükseldi.

1532’de Alman, 1534’de Tebriz ve Bağdat seferlerinden dönüşte “Haseki” rütbesi aldı. Bağdat seferinde Van Kalesi Muhasarasında, göl üzerinde nakliyat yapan kalyonlara top yerleştirdi.

Korfu, Pulya (1537) ve Moldovya (1538) seferlerine katılan Mimar Sinan, Moldovya (Kara Buğdan) seferinde Prut nehri üzerine onüç günde kurduğu köprü ile Kanunî Sultan Süleyman’ın takdirini kazandı. Aynı sene başmimarlığa yükseldi.

Mimar Sinan, katıldığı seferlerde Suriye, Mısır, Irak, İran, Balkanlar, Viyana’ya kadar Güney Avrupa’yı görüp mimari eserleri inceledi ve kendisi de birçok eser verdi. İstanbul’da devrin en meşhur mimarları ile Bayezid Camii’nin ustası Mimar Hayreddin ile tanıştı.

Bazı Eserleri
Sinan’ın mimarbaşılığa getirilmeden evvel yaptığı üç eser dikkat çekicidir. Bunlar Halep’de Hüsreviye Külliyesi, Gebze’de Çoban Mustafa Paşa Külliyesi ve İstanbul’da Hürrem Sultan için yapılan Haseki Külliyesi’dir.

Mimarbaşı olduktan sonra verdiği üç büyük eser, O’nun sanatının gelişmesini gösteren basamaklar gibidir. Bunların ilki, Şehzadebaşı Camii ve Külliyesidir. Külliyede ayrıca imaret, tabhane (mutfak), kervansaray ve bir sokak ile ayrılmış medrese bulunmaktadır.

Süleymaniye Camii, Mimar Sinan’ın İstanbul’daki en muhteşem eseridir. Yirmiyedi metre çapındaki büyük kubbe, zeminden itibaren tedricen yükselen binanın üzerine gayet nisbetli ve ahenkli bir şekilde oturtulmuştur. Sükûnet ve asaleti ifade eden bu sade ve ahenkli görünüşü ile Süleymaniye Camii, olgunlaşmış bir mimariyi temsil etmektedir.Sekiz ayrı binadan meydana gelen Süleymaniye Camii ve Külliyesi, Fatih’ten sonra şehrin ikinci üniversitesi olmuştur.

Mimar Sinan’ın en güzel eseri, seksen yaşında yaptığı Edirne Selimiye Camii’dir. Selimiye’nin kubbesi, Ayasofya kubbesinden daha yüksek ve derindir. 31,50 metre çapındaki kubbe, sekizgen şeklindeki gövde üzerine oturmuştur. Üç şerefeli ince minarelerine üç kişi aynı anda birbirini görmeden çıkabilmektedir.Sinan bu camiin ustalık eseri olduğunu ve bütün sanatını Selimiye’de gösterdiğini belirtmektedir.

Mimar Sinan, gördüğü bütün eserleri büyük bir dikkatle incelemiş, fakat hiçbirini aynen taklid etmeyip, sanatını devamlı geliştirmiş ve yenilemiştir. Eserlerindeki sütunlar, duvarlar ve diğer kısımlar taşıdıkları yüke mukavemet edebilecek miktardan daha kalın değildir. Kullandığı bütün mimari unsurlarda bu hesap dikkati çeker.

Mimar Sinan aynı zamanda bir şehircilik uzmanıdır. Yapacağı eserin, önce çevresini tanzim ederdi. Yer seçiminde de büyük başarı göstermiş ve eserlerini, çevresine en uygun tarzda yerleştirmiştir.

Mimar Sinan 92 cami, 52 mescit, 55 medrese, 7 darül-kurra, 20 türbe, 17 imaret, 3 darüşşifa (hastane), 6 su yolu, 10 köprü, 20 kervansaray, 36 saray, 8 mahzen ve 48 de hamam olmak üzere 365 eser vermiştir.

EserleriMimar Sinan 92 cami, 52 mescit, 55 medrese, 7 darül-kurra, 20 türbe, 17 imaret, 3 darüşşifa (hastane), 6 su yolu, 10 köprü, 20 kervansaray, 36 saray, 8 mahzen ve 48 de hamam olmak üzere 365 eser vermiştir.

Camiler1. İstanbul Süleymâniye Câmii,
2. İstanbul Şehzâdebaşı Câmii,
3. Haseki Camii,
4. Mihrimah Sultan Camii – Edirnekapı
5. Mihrimah Sultan Câmii – Üsküdar’da, iskelede
6. Rüstem Paşa Câmii (Tahtakale’de),
7. Sokullu Mehmed Paşa Câmii (Kadırga Limanında),
8. Sokullu Mehmed Paşa Câmii (Azapkapısı’nda),
9. Sokullu Mehmed Paşa Câmii (Büyükçekmece)
10. Odabaşı Câmii (Yenikapı yakınında),
11. Hamâmî Hâtun Câmii (Sulumanastır’da),
12. Ferruh Kethüdâ Câmii (Balat Kapısı içinde),
13. Kara Camii – Sofya
14. Kazasker İvaz Efendi Camii
15. Kılıç Ali Paşa Camii (Tophane’de),
16. Ahî Çelebi Câmii (İzmir İskelesi yakınında),
17. Ebü’l-Fazl Câmii (Tophâne üstünde),
18. Sinan Paşa Camii (Beşiktaş’ta),
19. Eski Vâlide Câmii (Üsküdar’da),
20. Ferhad Paşa Câmii (Çatalca’da),
21. Drağman Yunus Camii
22. Gazi Ahmet Paşa Camii
23. Hadım İbrahim Paşa Camii
24. Abdurrahman Paşa Camii (Kastamonu, Tosya’da)
25. Molla Çelebi Camii
26. Nişancı Paşa Çelebi Câmii (Kiremitlik’te),
27. Piyale Paşa Camii
28. Rüstem Paşa Câmii – Tahtakale
29. Selimiye Camii – Edirne
30. Zâl Mahmûd Paşa Câmii – Eyüp
31. Çavuşbaşı Camii – Sütlüce
32. İskender Paşa Câmii (Kanlıca’da),
33. Şah Sultan Camii – Eyüp
34. Şehzade Camii – Şehzadebaşı
35. Şehzâde Cihangir Câmii (Tophâne’de),
36. Şemsi Ahmed Paşa Câmii (Üsküdar’da),
37. Osman Şah Vâlidesi Câmii (Aksaray’da),
38. Sultan Bâyezîd Kızı Câmii (Yenibahçe’de),
39. Ahmed Paşa Câmii (Topkapı’da),
40. Sokullu Mehmed Paşa Câmii (Hafsa’da, Trakya),
41. Sokullu MehmedPaşa Câmii (Burgaz’da),
42. İbrâhim Paşa Câmii (Silivrikapı’da),
43. Bâli Paşa Câmii (Hüsrev Paşa Türbesi yakınında,
44. Hacı Evhad Câmii (Yedikule yakınında),
45. Kazasker Abdurrahmân Çelebi Câmii (Molla Gürânî’de),
46. Mahmûd Ağa Câmii (Ahırkapı yakınında),
47. Hoca Hüsrev Câmii (Kocamustafapaşa’da),
48. Defterdar Süleymân Çelebi Câmii (Üsküplü Çeşmesi yakınında),
49. Yunus Bey Câmii (Balat’ta),
50. Hürrem Çavuş Câmii (Yenibahçe yakınında),
51. Sinan Ağa Câmii (Kâdı Çeşmesi yakınında),
52. Süleymân Subaşı Câmii (Unkapanı’nda),
53. Kasım Paşa Câmii (Tersâne yakınında),
54. Muhiddin Çelebi Câmii (Tophâne’de),
55. Molla Çelebi Câmii (Tophâne Beşiktaş arasında),
56. Çoban Mustafa Paşa Câmii (Gebze’de),
57. Pertev Paşa Câmii (İzmit’te),
58. Rüstem Paşa Câmii (Sapanca’da),
59. Rüstem Paşa Câmii (Samanlı’da),
60. Rüstem Paşa Câmii (Bolvadin’de),
61. Rüstem Paşa Câmii (Rodoscuk’ta),
62. Mustafa Paşa Câmii (Bolu’da),
63. Ferhad Paşa Câmii (Bolu’da),
64. Mehmed Bey Câmii (İzmit’te),
65. Osman Paşa Câmii (Kayseri’de),
66. Hacı Paşa Câmii (Kayseri’de),
67. Cenâbî Ahmed Paşa Câmii (Ankara’da),
68. Lala Mustafa Paşa Câmii (Erzurum’da),
69. Sultan Alâeddin Selçûkî Câmiinin (Çorum’da) yenilenmesi,
70. Abdüsselâm Câmiinin (İzmit’te)yenilenmesi,
71. Kiliseden dönme Eski Câminin (İznik’te)Sultan Süleymân tarafından yeniden yaptırılması,
72. Hüsreviye (Hüsrev Paşa)Câmii (Haleb’de),
73. Sultan Murâd Câmii (Manisa’da),
74. Orhan Câmiinin (Kütahya’da)yenilenmesi,
75. Kâbe-i şerîfin kubbelerinin tâmiri,
76. Hüseyin Paşa Câmii (Kütahya’da),
77. Sultan Selim Câmii (Karapınar’da),
78. Sultan Süleymân Câmii (Şam, Gök Meydanda),
79. Taşlık Câmii (Mahmûd Paşa için, Edirne’de),
80. Defterdar Mustafa Çelebi Câmii (Edirne’de),
81. Haseki Sultan Câmii (Edirne, Mustafa Paşa Köprüsü başında),
82. Cedid Ali Paşa Câmii (Babaeski’de),
83. Semiz Ali Paşa Câmii (Ereğli’de),
84. Bosnalı MehmedPaşa Câmii (Sofya’da),
85. Sofu MehmedPaşa Câmii (Hersek’te),
86. Maktul Mustafa Paşa Câmii (Budin’de),
87. Firdevs Bey Câmii (Isparta’da),
88. Memi Kethudâ Câmii (Ulaşlı’da),
89. Tatar Han Câmii (Kırım, Gözleve’de),
90. Vezir Osman Paşa Câmii (Tırhala’da),
91. Rüstem Kethüdâsı Mehmed Bey Câmii (Tırhala’da),
92. Mesih Mehmed Paşa Câmii (Yenibahçe’de).

Medreseler

1. Sultan Süleymân Medresesi (Mekke’de),
2. Süleymâniye Medreseleri (İstanbul’da),
3. Yavuz Sultan Selim Medresesi (Halıcılar Köşkünde),
4. Sultan Selim Medresesi (Edirne’de),
5. Sultan Süleymân Medresesi (Çorlu’da),
6. Şehzâde Sultan Mehmed Medresesi (İstanbul’da),
7. Haseki Sultan Medresesi (Avratpazarı’nda),
8. Vâlide Sultan Medresesi (Üsküdar’da),
9. Kahriye Medresesi (Sultan Selim yakınında),
10. Mihrimah Sultan Medresesi (Üsküdar’da),
11. Mihrimah Sultan Medresesi (Edirnekapı’da),
12. MehmedPaşa Medresesi (Kadırga’da),
13. MehmedPaşa Medresesi (Eyüp’te),
14. Osman Şah Vâlidesi Medresesi (Aksaray yakınında),
15. Rüstem Paşa Medresesi (İstanbul’da),
16. Ali Paşa Medresesi (İstanbul’da), 17i.lşiplş.ml.çmö)AhmedPaşa Medresesi (Topkapı’da),
17. Sofu MehmedPaşa Medresesi (İstanbul’da),
18. İbrâhim Paşa Medresesi (İstanbul’da),
19. Sinân Paşa Medresesi (Beşiktaş’ta),
20. İskender Paşa Medresesi (Kanlıca’da),
21. Kasım Paşa Medresesi,
22. Ali Paşa Medresesi (Babaeski’de),
23. Mısırlı Mustafa Paşa Medresesi (Gebze’de),
24. Ahmed Paşa Medresesi (İzmit’te),
25. İbrâhim Paşa Medresesi (Îsâ Kapısında),
26. Şemsi Ahmed Paşa Medresesi (Üsküdar’da),
27. Kapı Ağası Mahmûd Ağa Medresesi (Ahırkapı’da),
28. Kapıağası Câfer Ağa Medresesi (Soğukkuyu’da),
29. Ahmed Ağa Medresesi (Çapa’da),
30. Hâmid Efendi Medresesi (Filyokuşu’nda),
31. Mâlûl Emir Efendi Medresesi (Karagümrük’te),
32. Ümm-i Veled Medresesi (Karagümrük’te),
33. Üçbaş Medresesi (Karagümrük’te),
34. Kazasker Perviz Efendi Medresesi (Fâtih’te),
35. Hâcegizâde Medresesi (Fâtih’te),
36. Ağazâde Medresesi (İstanbul’da),
37. Yahya Efendi Medresesi (Beşiktaş’ta),
38. Defterdar Abdüsselâm Bey Medresesi (Küçükçekmece’de),
39. Tûtî Kâdı Medresesi (Fâtih’te),
40. Hakîm Mehmed Çelebi Medresesi (Küçükkaraman’da),
41. Hüseyin Çelebi Medresesi (Çarşamba’da),
42. Şahkulu Medresesi (İstanbul’da),
43. Emin Sinân Efendi Medresesi (Küçükpazar’da),
44. Yunus Bey Medresesi (Draman’da),
45. Karcı Süleyman Bey Medresesi,
46. Hâcce Hâtun Medresesi (Üsküdür’da),
47. Defterdar Şerifezâde Medresesi (Kâdıçeşmesi’nde),
48. Kâdı Hakîm Çelebi Medresesi (Küçükkaraman’da),
49. Kirmasti Medresesi,
50. Sekban Ali Bey Medresesi (Karagümrük’te),
51. Nişancı MehmedBey Medresesi (Altımermer’de),
52. Kethüdâ Hüseyin Çelebi Medresesi (SultanSelim’de),
53. Gülfem Hâtun Medresesi (Üsküdar’da),
54. Hüsrev Kethüdâ Medresesi (Ankara’da),
55. Mehmed Ağa Medresesi (Çatalçeşme’de).

Külliyeler

1. Haseki Külliyesi
2. Sokollu Mehmed Paşa Külliyesi

Dârülkurrâlar

1. SultanSüleymanHanDârülkurrâası (İstanbul’da),
2. Vâlide Sultan Dârülkurrâsı (Üsküdar’da),
3. Hüsrev Kethüdâ Dârülkurrâsı (İstanbul’da),
4. Mehmed Paşa Dârülkurrâsı (Eyüp’te),
5. Müftü Sa’di Çelebi Dârülkurrâsı (Küçükkaraman’da),
6. Sokullu MehmedPaşa Dârülkurrâsı (Eyüp’te),
7. Kâdızâde Efendi Dârülkurrâsı (Fâtih’te).

Türbeler

1. Yahya Efendi Türbesi (Beşiktaş’ta),
2. Barbaros Hayreddin Paşa Türbesi (Beşiktaş’ta),
3. Arap AhmedPaşa Türbesi (Fındıklı’da),
4. Sultan Süleymân Türbesi (Süleymaniye’de),
5. Şehzâde Sultan MehmedTürbesi (Şehzâdebaşı’nda),
6. SultanSelim Türbesi (Ayasofya civârında),
7. Hüsrev Paşa Türbesi (Yenibahçe’de),
8. ŞehzâdelerTürbesi (Ayasofya’da),
9. Vezir-i âzam RüstemPaşa Türbesi (Şehzâde Türbesi yakınında),
10. Ahmed Paşa Türbesi (Eyüp’te),
11. MehmedPaşa Türbesi (Topkapı’da),
12. Çocukları için inşâ ettiği türbe,
13. Siyavuş Paşa Türbesi (Eyüp’te),
14. Siyavuş Paşanın çocukları için yapılan türbe (Eyüp’te),
15. Zâl Mahmûd Paşa Türbesi (Eyüp’te),
16. Şemsi Ahmed Paşa Türbesi (Üsküdar’da),
17. Kılıç Ali Paşa Türbesi (Tophâne’de),
18. Pertev Paşa Türbesi (Eyüp’te),
19. Şâh-ı Hûban Türbesi (Üsküdar’da,
20. Haseki Hürrem Sultan Türbesi (Süleymaniye’de).

İmâretler

1. SultanSüleymân İmâreti (Süleymaniye’de),
2. Haseki Sultan İmâreti (Mekke’de),
3. Haseki Sultan İmâreti (Medîne’de),
4. Mustafa Paşa Köprüsü başında bir imâret (Edirne’de),
5. SultanSelim İmâreti (Karapınar’da),
6. SultanSüleymân İmâreti (Şam’da),
7. Şehzâde Sultan Mehmed İmâreti (İstanbul’da),
8. SultanSüleymân İmâreti (Çorlu’da),
9. Vâlide Sultan İmâreti (Üsküdar’da),
10. Mihrimah Sultan İmâreti (Üsküdar’da),
11. Sultan Murâd İmâreti (Manisa’da),
12. Rüstem Paşa İmâreti (Rodoscuk’ta),
13. Rüstem Paşa İmâreti (Sapanca’da),
14. MehmedPaşa İmâreti (Burgaz’da),
15. MehmedPaşa İmâreti (Hafsa’da),
16. Mustafa Paşa İmâreti (Gebze’de),
17. MehmedPaşa İmâreti (Bosna’da).

Dârüşşifâlar

1. SultanSüleymân Dârüşşifâsı (Süleymaniye’de),
2. Haseki Sultan Dârüşşifâsı (Haseki’de),
3. Vâlide Sultan Dârüşşifâsı (Üsküdar’da)

Su Yolları Kemerleri

1. Bend Kemeri (Kağıthâne’de),
2. Uzun Kemer (Kemerburgaz’da),
3. Mağlova Kemeri(Kemerburgaz’da),
4. Gözlüce Kemer (Cebeciköy’de),
5. Müderris köyü yakınındaki kemer (Kemerburgaz’da).
6. Kırık Kemer

Köprüler

1. Büyük çekmece Köprüsü,
2. Silivri Köprüsü,
3. Mustafa Paşa Köprüsü (Meriç üzerinde),
4. Sokullu Mehmed Paşa Köprüsü (Tekirdağ’da),
5. Odabaşı Köprüsü (Halkalıpınar’da),
6. Kapıağası Köprüsü (Harâmidere’de),
7. MehmedPaşa Köprüsü (Sinanlı’da),
8. Vezir-i âzam Mehmed Paşa (Mostar) Köprüsü (Bosna’da, Vişigrad kasabasında).
9. Drina Köprüsü
10. Kanuni Sultan Süleyman Köprüsü

Kervansaraylar

1. Kervansaray (Sultan Süleymân İmâreti yakınında),
2. Kervansaray (Büyükçekmece’de),
3. RüstemPaşa Kervansarayı (Rodosçuk’ta),
4. KebecilerKervansarayı (Bitpazarı’nda),
5. Rüstem Paşa Kervansarayı (Galata’da),
6. Ali Paşa Kervansarayı (Bursa’da),
7. Ali Paşa Kervansarayı (Bitpazarı’nda),
8. Pertev Paşa Kervansarayı (Vefâ’da),
9. Mustafa Paşa Kervansarayı (Ilgın’da),
10. Rüstem Paşa Kervansarayı (Sapanca’da),
11. Rüstem Paşa Kervansarayı (Samanlı’da),
12. Rüstem Paşa Kervansarayı (Karışdıran’da),
13. RüstemPaşa Kervansarayı (Akbıyık’ta),
14. Rüstem Paşa Kervansarayı (Karaman Ereğlisi’nde),
15. Hüsrev Kethüdâ Kervansarayı (İpsala’da)
16. MehmedPaşa Kervansarayı (Hafsa’da),
17. Mehmed Paşa Kervansarayı (Burgaz’da),
18. RüstemPaşa Kervansarayı (Edirne’de),
19. Ali Paşa Çarşısı ve Kervansarayı (Edirne’de),
20. İbrâhim Paşa Kervansarayı (İstanbul’da).

Saraylar

1. Saray-ı atîk tâmiri (Beyazıt’ta),
2. Saray-ı cedîd-i hümâyûn tâmiri (Topkapı’da),
3. Üsküdar Sarayının tâmiri (Üsküdar’da),
4. Galatasarayın eski yerine yeniden inşâsı (Galatasaray’da),
5. Atmeydanı Sarayının yeniden inşâsı (Atmeydanı’nda),
6. İbrâhim Paşa Sarayı (Atmeydanı’nda),
7. Yenikapı Sarayının yeniden inşâsı (Silivrikapı’da),
8. Kandilli Sarayının yeniden inşâsı (Kandilli’de),
9. Fenerbahçe Sarayının yeniden inşâsı (Fenerbahçe’de),
10. İskender Çelebi Bahçesi Sarayının yeniden inşâsı (İstanbul şehir dışında),
11. Halkalı Pınar Sarayının yeniden inşâsı (Halkalı’da),
12. Rüstem Paşa Sarayı (Kadırga’da),
13. MehmedPaşa Sarayı (Kadırga’da),
14. Mehmed Paşa Sarayı (Ayasofya yakınında),
15. MehmedPaşa Sarayı (Üsküdar’da),
16. Rüstem Paşa Sarayı (Üsküdür’da),
17. Siyavuş Paşa Sarayı (İstanbul’da),
18. Siyavuş Paşa Sarayı (Üsküdar’da),
19. Siyavuş Paşa Sarayı (yine Üsküdar’da),
20. Ali Paşa Sarayı (İstanbul’da),
21. AhmedPaşa Sarayı (Atmeydanı’nda),
22. Ferhad Paşa Sarayı (Bâyezîd civârında),
23. Pertev Paşa Sarayı (Vefâ Meydanında),
24. SinânPaşa Sarayı (Atmeydanı’nda),
25. Sofu MehmedPaşa Sarayı (Hocapaşa’da),
26. Mahmûd Ağa Sarayı (Yenibahçe’de),
27. MehmedPaşa Sarayı (Halkalı yakınında Yergöğ’de),
28. Şâh-ı Hûbân Kadın Sarayı (Kasımpaşa Çeşmesi yakınında),
29. Pertev Paşa Sarayı (şehrin dışında),
30. AhmedPaşa Sarayı (şehrin dışında),
31. AhmedPaşa Sarayı (Taşra Çiftlik’te),
32. AhmedPaşa Sarayı (Eyüp’te),
33. Ali Paşa Sarayı (Eyüp’te),
34. MehmedPaşa Sarayı (şehrin dışında, Rüstem Çelebi Çiftliğinde),
35. Mehmed Paşa Sarayı (Bosna’da),
36. Rüstem Paşa Sarayı (İskender Çelebi Çiftliğinde).

Mahzenler

1. Buğday mahzeni (Galata Köşesinde),
2. Zift Mahzeni (Tersâne-i Âmirede),
3. Anbar (sarayda),
4. Anbar (Has Bahçe Yalısında),
5. Mutbak ve kiler (sarayda),
6. Mahzen (Unkapanı’nda),
7. İki adet anbar (Cebehâne yakınında),
8. Kurşunlu Mahzen (Tophâne’de).

Hamamlar

1. SultanSüleymân Hamamı (İstanbul’da),
2. Sultan Süleymân Hamamı (Kefe’de),
3. Üç Kapılı Hamam (Topkapısarayında),
4. Üç Kapılı Hamam (Üsküdar Sarayında),
5. Haseki Sultan Hamamı (Ayasofya yakınında),
6. Haseki Sultan Hamamı (Bahçekapı’da),
7. Haseki Sultan Hamamı (Yahudiler içinde),
8. Vâlide SultanHamamı (Üsküdar’da),
9. Vâlide SultanHamamı (Karapınar’da),
10. Vâlide SultanHamamı (Cibâli Kapısında),
11. Mihrimah SultanHamamı (Edirnekapı’da),
12. Lütfi Paşa Hamamı (Yenibahçe’de),
13. MehmedPaşa Hamamı (Galata’da),
14. MehmedPaşa Hamamı (Edirne’de),
15. Kocamustafapaşa Hamamı (Yenibahçe’de),
16. İbrâhim Paşa Hamamı (Silivrikapı’da),
17. Kapıağası Yâkub Ağa Hamamı (Sulumanastır’da),
18. Sinân Paşa Hamamı (Beşiktaş’ta),
19. Molla Çelebi Hamamı (Fındıklı’da),
20. Kaptan Ali Paşa Hamamı (Tophâne’de),
21. Kaptan Ali Paşa Hamamı (Fenerkapı’da),
22. Müfti Ebüssü’ûd Efendi Hamamı (Mâcuncu Çarşısında),
23. Mîrmirân Kasımpaşa Hamamı (Hafsa’da),
24. Merkez Efendi Hamamı (Yenikapı dışında),
25. Nişancı Paşa Hamamı (Eyüp’te),
26. Hüsrev Kethüdâ Hamamı (Ortaköy’de),
27. Hüsrev Kethüdâ Hamamı (İzmit’te),
28. Hamam (Çatalca’da),
29. RüstemPaşa Hamamı (Sapanca’da),
30. Hüseyin Bey Hamamı (Kayseri’de),
31. Sarı Kürz Hamamı (İstanbul’da),
32. Hayreddin Paşa Hamamı (Zeyrek’te),
33. Hayreddin Paşa Hamamı (Karagümrük’te),
34. Yâkub Ağa Hamamı (Tophâne’de),
35. Haydar Paşa Hamamı (Zeyrek’te),
36. İskender Paşa Hamamı,
37. Odabaşı Behruzağa Hamamı (Şehremini’de),
38. Kethüdâ Kadın Hamamı (Akbaba’da),
39. Beykoz Hamamı,
40. Emir Buhârî Hamamı (Edirnekapı dışında),
41. Hamam (Eyüp’te),
42. Dere Hamamı (Eyüp’te),
43. Sâlih Paşazâde Hamamı (Yeniköy’de),
44. Sultan Süleymân Hamamı (Mekke’de),
45. HayreddinPaşa Hamamı (Tophâne’de),
46. Hayreddin Paşa Hamamı (Kemeraltı’nda),
47. Rüstem Paşa Hamamı (Cibâli’de),
48. Vâlide SultanHamamı (Üsküdar’da)